2025, İnşaat dünyasında heyecan verici bir dönemeç olacak

Alemdar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Alemdar faiz indirimlerinin sürmesi halinde konut satışlarının hızlanacağına dikkat çekerek; “2025 yılının ilk 6 ayı’nda yapılacak olan faiz indirimleri neticesinde konut kredi faizlerinde ciddi bir gerileme olacağını düşünüyorum. Şu anda konut piyasasında yeteri ölçüde arzın olmadığını gözlemliyoruz. Bu durum konut satışlarında ikinci bir fiyat etkisi yaratacaktır. O yüzden konut almak isteyenlerin yılın ikinci yarısına kalmadan ilk çeyrekte bu işi bitirmelerini öneriyoruz” dedi.

Abdullah Bey, geçmişte yüksek faiz oranlarına rağmen ev satın almanın en uygun zaman olduğunu vurgulayan açıklamalarınız oldu. O dönem” Konutta balon var, sakın şimdi almayın, fiyatlar daha da düşecek, o zaman alırsınız” şeklindeki yaygın görüşe inat vatandaşlar söylenenleri pek dinlememiş olacak ki ekim ayındaki talep rekor düzeye ulaştı ve en yüksek ekim ayı satışı gerçekleşti. Zamanın ruhunu yakalamak nasıl bir duygu? Zamanın ruhunu yakalamak bizim için çok değerli. Bunu deneyimle, tecrübeyle ve öngörüyle sağlamış olduk. Biz bu tespitleri yaparken, belli verilere dayandırıyoruz. Piyasanın içinde olduğumuz için verilerle piyasa şartlarının durumunu birleştirip, buna uygun bir analiz yaparak o analizin sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyoruz. O dönemde de bunu yaptık. Biliyorsunuz enflasyonunun düşmesi fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Enflasyonun düşmesi sadece fiyat artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor. Fiyat bazında şu ana kadar çok fazla fiyatı geri gelen bir ürünü göremiyoruz maalesef. Burada talep’lerin rekor düzeye ulaşmasının sebebi; Arz ve Talep dengesidir. Herkesin aksine biz o dönem “konut alın” derken doğru bir tespit yapmış olduk. Bundan sonra da doğruları, tespitleri ve analizleri paylaşmaya devam edeceğiz.Alemdar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Alemdar faiz indirimlerinin sürmesi halinde konut satışlarının hızlanacağına dikkat çekerek; “2025 yılının ilk 6 ayı’nda yapılacak olan faiz indirimleri neticesinde konut kredi faizlerinde ciddi bir gerileme olacağını düşünüyorum. Şu anda konut piyasasında yeteri ölçüde arzın olmadığını gözlemliyoruz. Bu durum konut satışlarında ikinci bir fiyat etkisi yaratacaktır. O yüzden konut almak isteyenlerin yılın ikinci yarısına kalmadan ilk çeyrekte bu işi bitirmelerini öneriyoruz” dedi.

Ekonomide ciddi bir canlanma yokken ve kredi faizleri hafif gerilemiş olmakla birlikte hala yüksek olmasına rağmen konut satışları sizce neden yükseliyor? Konut satışları ve fiyatlarındaki son aylarda yaşanan hareketlilik yavaş yavaş piyasada bir dip oluşturduğunu teyit ediyor mu?

Ülkemizde uzun süreden beri konut satışları yatay’da seyretti. Türkiye’de belli bir enflasyon varken, bu hızın konutta yavaş ilerlediğini gören vatandaşlarımız ilerleyen dönemde faizlerin düşmesiyle birlikte konut talebinde bulundular. Çünkü fiyatların ilerleyen süreçte artacağını öngörmüşlerdi. Bunlarda konut satışlarını artırdı. Bana göre piyasa şu anda dipte… Önümüzdeki dönemde fiyatların yükselerek devam edeceğini düşünenlerdenim.

Sektör bileşenleri 2024 yılını “dirilme” 2025 yılını ise “hareketlenme” yılı olarak değerlendiriyorlar. Ortada birikmiş bir talebin olduğunu gözlemliyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bu son derece doğru bir tespit. 2024 yılı gerçekten de sektör için zor bir yıl oldu. Fakat merkez bankamızın geçtiğimiz Aralık ayında yaptığı ilk faiz düşüşü ile birlikte 2025 yılının ilk 6 ayı’nda yapılacak olan faiz indirimleri neticesinde konut kredi faizlerinde ciddi bir gerileme olacağını umuyorum ve bekliyorum. Dolayısıyla satışların hızlanacağını düşünüyorum. Şu anda piyasada yeteri ölçüde arzın olmadığını gözlemliyoruz. Bu da ikinci bir fiyat etkisi yaratacak diye düşünüyorum. O yüzden konut almak isteyenlerin yılın ikinci yarısına kalmadan ilk çeyrekte bu işi bitirmelerini öneriyoruz.

Gerek geçmiş dönemlerdeki taleplerin bugüne kadar ötelenip birikmesi gerek mevduattaki paranın faizlerin düşeceği beklentisiyle bir kanaat oluşturması nedeniyle gayrimenkul piyasasında 2025 yılında ciddi bir ivme bekleniliyor. Bu açıdan faiz oranları ve maliyetler büyüme ve gelişim açısından sektörü nasıl etkiliyor?

Ben, inşaat sektörünün 2025 yılının ikinci yarısından itibaren hızlı bir büyüme içerisine gireceğini düşünüyorum. Çünkü piyasada sizin de belirttiğiniz gibi ciddi bir talep var. Bunun içinde ciddi bir arz oluşması gerekiyor. Bu arz-talep dengesinin bir gün içerisinde karşılanacağını düşünmüyorum. 2026 ya da 2027 yıllarında arz ve talep birbirlerini dengeleyecektir. O zamana kadar konut fiyatlarında ve kiralarında artış bir süre daha devam edecektir.

Türkiye, deprem riski olan bir ülke. Yurt çapında 6-7 milyona yakın riskli bir yapı stoku var. Bununla ilgili kentsel dönüşümlerinde tetiklemesiyle sektörün ileride daha da canlanmasına kesin gözle bakılıyor. Bu konuda geçmişte çok ciddi değerlendirmeleriniz oldu. Bolu ölçeğinde neler söylemek istersiniz?

6 Şubat 2023 tarihinde “ asrın felaketi “ depremi hep beraber yaşadık. Hâlâ yaralarını ülkece sarmaya çalışıyoruz. Şayet biz bu deprem olmadan önce o bölgedeki kentsel dönüşümü tamamlamış olsaydık şu andaki maliyetlerimizin çok altında bunu mal edebilir ayrıca bu kadar can kaybı yaşamamış olurduk. Dolayısıyla kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu bu veriler bize bir kez daha gösteriyor. O yüzden konuyla ilgili yasaların, yönetmeliklerin ve kanunların değişmesi ve bunu hızlandıracak bir sürecin içerisine girilmesi gerekiyor. Devlet, müteahhit ve arsa sahibinin ortaklığında yeni bir düzenlemeyle -ortak bir çözüm aşamasıyla- bunun hızlandırılması mümkündür. Bunu ben milli güvenlik sorunu olarak bile görüyorum. Önümüzdeki dönemde “ özellikle büyük şehirlerimizde - devletimize çok fazla yük yüklemeden- kendi içinde belli ölçülerde çözüp, hem mevcut daire sahiplerine aynı dairelerini verip, hem de müteahhit’i zarara sokmadan bir planlama ya da projeyle tüm bunları yaşama geçirebiliriz” diye düşünüyorum. Türkiye’nin bu anlamda hem inşaat sektöründeki potansiyelinin hem de devlet aklının çok üst düzeyde olduğunu biliyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde bu masaya yatırılır ve ivedilikle çözülür. Çünkü önümüzdeki 3-5 ya da maksimum 10 sene içerisinde söz konusu 6-7 milyonluk riskli yapıyı mutlaka depreme dayanıklı bir konuma getirerek vatandaşlarımızı güvenli konutlar içerisinde yaşamasını sağlamamız gerekiyor.


İnşaat sektörü ekonomiye çok ciddi katkı sağlıyor. İstihdam yönüyle 250 alt sektörü besleyen bir olgudan söz ediyoruz. Sektörün devamlı canlı tutulması için yapılması gereken düzenlemeler ve alınması gereken tedbirler nelerdir?

İnşaat sektörü 250 alt sektörü “doğrudan” besliyor ama dolaylı olarak çok ciddi faydaları var. Her nedense Türkiye’de herkes her lafın başında “ Türkiye inşaatla mı büyüyecek? Türünden söylemlerde bulunuyor. Ben bu söyleme katılmıyorum. Çünkü biz birçok Avrupa ülkesi gibi henüz barınma sorununu tam anlamıyla çözmüş değiliz. Genç ve her yıl artan bir nüfusumuz var. Dolayısıyla evlenenler, boşananlar, yeni konut ihtiyaçları ve göç gibi olgular tüm bunları tetikliyor. Tüm bunları göz önüne aldığınız zaman inşaat sektörünü eleştirmekten ziyade “insanları daha rahat nasıl konut sahibi yaparız?”, “ İnsanların konuta ulaşımını ne kadar hızlandırabiliriz?” Şeklinde bir çalışmanın yapılması gerektiğini ve inşaat sektörünün bu parametreler doğrultusunda desteklenmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. En azından önümüzdeki süreçte bu barınma sorununu ülkemizin rahat bir şekilde çözmesi adına böyle bir yapılanmaya ihtiyaç var. Türkiye gerçekten büyümek istiyorsa tıpkı - sanayi, turizm, savunma sektörleri gibi - inşaat sektörünün de bir şekilde desteklenmesi gerekiyor. Türkiye’deki barınma ihtiyacının karşılanması adına bunun çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Her yeni yıl yeni beklentiler ve umutlar içerir. Geçtiğimiz yılları göz önüne aldığımızda, dünyadaki siyasal ve ekonomik konjektüre baktığımızda çok hareketli bir dönemden geçtiğimizi görüyoruz. Bu süreçler içerisinde Türkiye Cumhuriyetinin 102.yılına giderken çok daha diri ve dinamik olduğumuzu görüyorum. Ülkemizin, bölgesinde gerçekten güçlü, sözü dinlenir ve güvenilir bir ülke olduğunu görmek bize gerçekten büyük bir onur ve gurur veriyor. Bunun önümüzdeki dönemde de yine aynı ivmeyle yükseleceğine ve belli bir yere geleceğine inanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak; devletimizin ve milletimizin yanında olarak, üzerimize düşen görevleri eksiksiz yaparak, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetine layık bir vatandaş olarak yaşamak ve ülkemizi ilelebet payidar olarak ilerletmek adına birlik ve beraberliğimizi korumamız gerektiğine inanıyorum. 2025 yılının önce ülkemiz sonra dünyamız için huzur, barış ve istikrar getirmesini, vatandaşlarımız içinse sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum.